Orta Anadolu gazetesi olan KonyaMerhaba
Gazetesinin
Nevzat
Laleli ile yaptığı röportaj
Bu röportaj ile haftada iki
neşredilen (pazartesi, perşembe) Asr-ı Saadet çizgileri makalelerini
Web:
www.merhabagazetesi.com.tr sitesinin arşiv bölümünden 10.Ekim.2005
tarihinden itibaren okuyabilirsiniz.
NEVZAT LALELİ İLE RÖPORTAJ
“Evlenmede Asr-ı
Saadet çizgileri” yazılarını neşrettiğimiz yazarımız Nevzat
Laleli’yi ve makalelerinde ele aldığı “Evlendirme çalışmaları”
konusunu okuyucularımıza tanıtmak istedik Gazetemize gelerek bizleri
de ziyaret eden Laleli’ye bazı sorular sorduk, cevaplar aldık. Bir
sohbet havasında gecen röportajımızı beğenerek okuyacağınızı tahmin
ediyoruz.
MERHABA: Sayın Laleli, isterseniz önce sizi tanıyarak
röportajımıza başlayalım.
LALELİ :Size ve gazetemiz Merhaba
değerli çalışanları ve okuyucularına teşekkürlerimi sunarken Ramazan
ayınızı ve yaklaşmakta olan Ramazan Bayramınızı da tebrik ediyorum.
Ben 1946
yılında Konya’da doğdum. Babam Konya eşrafından eski demir tüccarı
Seyit Mehmet Laleli, annem ise Sebahat hanımdır. Soyadım, köken
itibariyle Meram-Lalebahçesi olduğundan Laleli olarak alınmış. İlk,
orta ve lise tahsilimi Konya’da yaptım. 1968-69 öğrenim yılında
Mühendislik tahsili için Ankara’ya gittim. Bir mutlu tevafuktur ki ilk
günden itibaren Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın öğrencisi oldum. Prof.
Erbakan bizim “İmalat usulleri” derslerimize hoca olarak
giriyordu. 1971’de mezun oldum ve Makine mühendisi olarak
çalışma hayatına atıldım.
Gece öğrenim öğrencisi olduğumdan
gündüzleri zamanım müsaitti. Bu arada İstanbul’da neşredilen “Bizim
Anadolu Gazetesi Ankara bürosu elemanı” Arif Nihat Asya ve Emine
Işınsu Okcu’ların çıkardıkları “Defne ve Ayşe” isimli
dergilerde idare müdürlüklerini yaptım, dergilerde çocuklar için dini
dersler yazıları yazdım Bunlar benim ilk yazılarımdı..
Sayın Erbakan’ın seçimle geldiği Odalar
Birliği Genel Başkanlığından Demirel hükümetince alınması ve onun
bağımsız milletvekili çalışmaları yaptığı dönemler benim gazete
muhabirliği dönemlerime rastlamakta, yaptığım haberleri gazeteme
göndermekteydim. Hak davanın yılmaz mücahidini yakından tanıma imkanı
bulan ben onun hemen hemen bütün siyasi çalışmalarında ona yardımcı
olmaya çalıştım. O MNP, Milli Nizam Partisini kurdu ben
partinin Gençlik kolları Genel Başkanlığını, o MSP,
Milli Selamet Partisini kurdu ben partinin Gençlik kolları Genel
Başkanlığını yaptım. 1974 de Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Bakan
Danışmanlığı ve Bakanlık bünyesinde kurulan “Ağır Sanayi Yüksek
İhtisas Okulu Yönetim kurulu Başkanlığı” 1978 de Genel Merkezi
Konya’mızda kurulan Türkiye Kur’an Kursları federasyonu Genel
Başkanlığı, 1980-1997 (17 yıl) Milli Gençlik Vakfı Genel
Başkanlığı çalışmalarını yürüttüm. Vakfın bünyesinde gençler için
Gençlik Dergisi ile çocuklarımız için Kıvılcım dergilerini
7 yıl süre ile çıkartarak dergilerin sahipliklerini yaptım ona yazılar
yazdım. Şu anda da Milli Gençliğin Şeref Başkanı ünvanı ile
ülkemizin her noktasındaki gençlerimizden büyük ilgi ve iltifat
görmekteyim.
1997 yılında vakıftan ayrılınca bu kere
UZMAN Mühendislik A.Ş ile GENÇLİK müşavirlik A:Ş lerin genel
müdürlüklerini yürütmekteyim.Tabii YUVAMIZ evlendirme bürosu ise bu
şirketlerin bünyesinde bulunmaktadır. Şu anda Ankara’da ikamet
etmekteyim. 2’si oğlan 4’ü kız 6 çocuğum var. Bu arada 3 kızımı
evlendirdim ve 3 kıymetli damada sahibim.
MERHABA: Desenize, siz de 36 yıllık milli görüşçüsünüz.
LALELİ:
Elbette. Bununla iftihar duymaktayım. Milli görüşçü olmak, diğergam
olmaktır. Yani başkalarının dertlerini kendine dert edinmek ve
başkalarının da iyi olmasını istemektir. Başkalarının mutlu ve mesut
olmasına çalışmaktır. Zaten böyle olduğu içindir ki, bugün Evlendirme
bürosu kurmama da bu temel inanç konuları sebep olmuş bulunmaktadır.
Biraz daha açık konuşmak gerekirse aslında müslümanlığın özü budur ve
diğergam olabilmektir. Fakat bu davranış ferdidir. Zulmün ortan
kaldırılması ve hakkın hakim kılınması ise iyiliklerin.,
güzelliklerin, adaletin toplumun istifadesine sunulmasıdır.
MERHABA: Sayın Laleli, öz geçmişinizi anlatırken orada evlendirme
konuları ile daha önce uğraşıp uğraşmadığınızı aradık ama böyle bir
çalışma yapmamışsınız Nereden çıktı böyle bir çalışma ve
siz toplumda hürmet gören bir insanken bu çalışmaya nasıl cesaret
ederek girebildiniz? Evlendirme çalışmalarının sizi yıpratacağından
korkmadınız mı?
LALELİ: Hayatının 35 yılını
sosyal çalışmalarda geçiren bir kardeşiniz olarak insanlarımızın ve
ailelerimiz dert ve sıkıntılarını yakından tanımak imkanı
buluyorsunuz. Gençlik çalışmaları içerinde ve bilhassa Milli Gençlik
Vakfı Genel Başkanlığı bölümünde bazı anne ve babalar bana gelerek
kızları için koca, oğulları için gelin adayı aramakta olduklarını bu
konuda kendilerine yardımcı olmamı isterlerdi. Vakfın ağır yükü
altında bu taleplere her zaman uygun cevap veremiyordum. Bu arada
evlenmelerine vesile olduğum bir çok kardeşlerim oldu. Ama bunlar
temelsiz, kayıtsız, amatörce yapılan işlerdi. Her ne kadar piyasada
bir takım evlendirme büroları olduğunu duyuyorduk. Ama bunlara
güvenilir miydi? Bizim de içerisinde bulunduğumuz muhafazakar ve
mütedeyyin insanların gönül rahatlığıyla müracaat edecekleri bir
evlendirme bürosu yoktu. Halbuki gelinlik kızı ve damatlık oğlu
bulunan ailelerin böyle bir büroya çok büyük ihtiyaçları
bulunmaktaydı.
İzin verirseniz bu arada bir parantez
açalım ve bir önemli hususu belirtelim..
MERHABA: Hay hay. Elbette.
LALELİ: 2000 yılı başlarında
resmen çalışmalarına başladığımız Evlendirme büromuzda gördük ki,
ailelerin böyle bir büroya olan ihtiyaçları büyük olduğu halde
arzu edilen yoğunlukta müracaat yapılmıyor. Bazı kardeşleriz müracaat
etmişler ama uygun eş bulamadıklarından onların evlendirilmeleri
mümkün olmuyor. Müracaatlar yoğun olsaydı, mutlaka biri olmazsa diğeri
bir talibin istedikleri özelliklere sahip olacak bu da evlenen
kardeşlerimizin sayısı artıracak ve bizim evlendirme sayımızı
yükseltecekti. Bunu iki sebebe bağlıyorum. Birincisi biz kendimizi ve
çalışmalarımız yeterince halkımıza ve ihtiyaç sahibi ailelere
duyuramadık. İkincisi ve belki en önemli sebep; “Evlendirme
bürosu kanalıyla evlenilir mi hiç?” kanaatinin toplumda yer
etmiş olması ve bu kanaatin değiştirilmesinin hayli zor olmasıdır.
İlk sorunuzu tamamlayalım. Bu bölüme
aşağıda yine cevap verebiliriz.
MERHABA: Konular birbirlerine bağlı gidiyor. Okuyucularımızı ve
merak ettikleri konuları onlara en uygun şekilde aktarmak bizim
görevimizdir. Mesela burada aklımıza gelen soru şudur. Sizler
kurduğunuz bu evlendirme bürosu kanalıyla şu ana kadar kaç kişiyi
evlendirdiniz?
LALELİ: Pek tabii. Sorularınıza
hep cevap vermeye çalışacağım. Ama, siz böyle bir büroyu açmaya nasıl
cesaret ettiniz sorusu henüz cevap bulmadı.
Gerçekten çok zor bir olaydır bu. Eğer
çalışmalarınız, halkımızda hüsn-ü kabul görmezse sizi yıpratır, ne
genel başkanlığınız kalır, ne de şeref başkanlığınız. Yıllarca
uğraşarak elde ettiğiniz bu ünvanlar (halkımızın kabulü ile) elden
uçar gider ve siz sudan çıkmış balık gibi ortada kalabilirsiniz.
Evlendirme
çalışmalarımızı halkımıza ilk defa duyuran, Show TV ile Reha Muhtar
olmuştur. Bir müddet sonra yayınlayacağınız makalelerim arasında
“Ayağa çelme, iyiliklere firen” başlığında bir yazımda da
anlattığım gibi Show TV’nin Ankara bürosu elemanı yanında (daha sonra
sivil polis olduğunu öğrendiğimiz) bir adamla büromuza gelerek damat
adayımız olarak kaydolur. Kendisine ödediği kayıt ücretine mukabil
şirketimizin faturası
kesilir. Biraz sonra aşağıdaki sivil polisler de gelir ve bizi
dolandırıcılık suçundan yakalayarak Ankara Emniyet müdürlüğüne
götürürler. Nöbetçi savcı bizi serbest bırakır. Ancak akşam haber
kuşağında Reha Muhtar’ın; “21. asra girerken görülmemiş bir
dolandırıcılık olayı. Milli Gençlik Vakfı Şeref Başkanı Nevzat Laleli,
Depremzedeleri dolandırırken yakalandı” şeklindeki haberi bütün
ülkeye bir bomba gibi düşer.
Bizi ve çalışmalarımızı halkın gözünden
düşürmek kastıyla yapılan bu komplo daha sonra mahkemeler kanalıyla
bozulur. Ama böylece biz ve çalışmalarımız halkımıza duyurulmuş
oluruz.
Bir gün büroma bir telefon gelir.
Telefondaki bir hanımdır. “Nevzat bey, sizi tebrik ederim. Kimsenin
cesaret edemeyeceği bir hizmeti yerine getiriyorsunuz. Hem biliyor
musunuz, Kur’a-ı Kerim’de evlenin diye bir ayet bulunmadığı halde
evlendirin diye bir ayet bulunmaktadır” demiştir.
Benim böyle
bir çalışma yaptığımı duyan bazı yakınlarım ve dostlarım; “Sana bu
çalışma yakışmaz. Sen kendini yıpratıyorsun. Sana çöp çatan derler.
Bize de ikinci karı bulur musun...” gibi kelimelerle benim önümü
kesmeye çalıştılar. Hatta bazı boş adamlar Konya’daki kayın pederime
giderek, “senin damadın bak neler yapıyor” diye güya beni
gammazlamışlar ve adamı tahrik edecek sözler söylemişler. O da kızını
(eşimi) arayarak benim bu işten vazgeçmemi istemiş.
Ben bu türlü menfilikler
içerisindekilere; “Yaptığım iş yanlış bir iş midir? Yasak mıdır?
Haram mıdır? Hiç biri değildir. Öyleyse ben, yaptığım için doğrulunu
biliyorum. Mukaddes bir hizmet yaptığıma inanıyorum. Yasal bir engel
de bulunmadığına göre halkımızın ve ailelerin sıkıntılarına derman
olmak boynumun borcudur” dedim. Kulaklarımı bu türlü menfi sözlere
kapatarak çalışmalarıma devam ettim.
MERHABA: Çalışmalarınız meğer ne zorluklar
içerisinden geçmiş.
LALELİ: Olacak. Zorluklar bizler
içindir. Bu zorluklar karşısında pes etmeyerek onu yenmeye çalışmak da
bizim görevimizdir. Neticede başarı ancak böyle elde edilir.
MERHABA: Biraz da işin
teknik, sosyal, psikolojik ve dini yönlerine bakalım. Büronuza nasıl
müracaat edilir? Siz bir adaya nasıl eş bulursunuz? Evlenme de
mutluluk esas olduğuna göre bu mutluluğu yakalamak için hangi
kıstasları kullanıyorsunuz?
LALELİ: 17.Ağustos.1999 büyük
Marmara depremine sıkıntılar içine düşen depremzedelerin
kurtulabilmeleri maksadıyla sadece bir teklif olan bu evlendirme
işleri, Show TV nin komplosu sonucu “artık tarafımdan eda edilmesi
bir farz haline gelmiş bir iş” haline dönüşmüştü. Bunu 2000
yılının başı olarak kabul ederseniz bu güne kadar 65 çift yani 130
kardeşimiz evlendirilerek yuvaları kurulmuşlardır. İlk kuruluş
zamanları müracaat edenler az ve müracaat edenlerin özelliklerinin
birbirini karşılamasının zorluğu açısından evlenmeler zor olurken
aradan geçen zaman içerisinde talepleri daha kolay karşılama imkanı
bulduk.
Bize
müracaat ekmek isteyenler için bizim matbu bir müracaat formumuz var.
Damat ve Gelin adaylarımız bu formu kendi el yazıları ile doldurarak 4
vesikalık fotoğrafla birlikte tekrar bize iade edeceklerdir. Bu formun
arka yüzünde adayımızın adres ve telefonları bulunmaktadır. Adres ve
telefonlar bizde saklı tutulmakta, gelin ve damat adayımızın her
ikisinin birbirlerini uygun bulduklarını bize bildirmeleri halinde
kendilerine verilmekte ve görüşmeleri istenmektedir.
MERHABA: Evlendirme
çalışmalarınızda birbirine taştırdığınız adaylar arasında flört
yapanlar var mıdır? Flört ve görücü usulü evlendirmelerden hangisini
uyguluyorsunuz?
LALELİ: Evlendirme çalışmalarımız
adayların flört yapmalarına kapalıdır. Yani bize müracaat edenleri biz
büromuzda tanıştırmayız. Çünkü, flört sistemi ile evlenmeye karar
vermek, gençlerin hislerine kapılarak karar vermeleridir ve yanlış bir
metottur. Boşanmalar en çok bu sistemle evlenmiş eşler arasında
olmaktadır. Kaldı ki müracaatlar ülkemizin her yerinden yapılabileceği
gibi ülkemiz dışından Avrupa’dan ve Almanya’dan da yapılabilmektedir.
Büromuzun bulunduğu Ankara‘dan olsun , ülkemizin değişik yerlerinden
müracaat eden adaylarımız olsun birbirleriyle tanıştırılmalarını PTT
yolunu kullanarak mektupla yapmaktayız.
Böylece de evlenecek iki gencin
birbirlerine karşı hislerini uyandırmadan önce onları evlilik
gibi önemli bir kararı akıllarıyla vermelerini istemekteyiz.
Hisleri daha sora birbirleriyle tanıştıktan sonra elbette ki
uyanacaktır. Biz bu sisteme, “Aklı hissin önüne alan sistem”
diyoruz. Bu da, evlilik gibi önemli bir kararı verirken, kararın
sağlıklı bir şekilde olmasını, yuvanın uzun ömürlü olmasını ve kurulan
yuvaların mutluluğu yakalamasının önemli şartları arasında
bulunmaktadır.
Yuvada mutluluk esastır. Mutluluğu temin
edebilmek ise eşlerin birbirleriyle anlaşmalarına bağlıdır. Eşlerin
birbirleriyle anlaşabilmelerinin en önemli ölçüsü “dünya görüşü
paralelliğidir” Bu sebeple bize müracaat eden adaylarımızı önce
üçe ayırmaktayız. Bunlar; muhafazakarlar, liberaller ve sosyal
demokratlardır. Her adayımıza kendi fikrini paylaşan bir eş
bulmaya çalışmaktayız. Daha sonra aynı fikir ve inançta olduğu halde
guruplarına bakmakta, aynı gurubun iki insanını bulmaya çalışmaktayız.
Bütün bu incelemelerden sonra adayların
formlarını çaprazlama birbirine göndererek her bir adayımızın karşı
aday hakkındaki fikrini sormaktayız. Eğer her iki taraf da birbirleri
için “uygundur” diyorsa damat adayımıza gelin adayımızın adres
ve telefonlarını vererek aramasını istiyoruz. Artık damat adayımız
hangi gelin adayımızı aradığını bilerek aramakta, gelin adayımız ise
hangi damat adayının kendisini aradığını bilmektedir.
Taraflardan birisi karşı adayı uygun
bulmamışsa bu çalışma uygun aday bulununcaya kadar bir yıl devam
etmektedir.
MERHABA: Yani müracaat eden bir adayı evlendirmeden
bırakmıyorsunuz. Öyle mi?
LALELİ: Bizim amacımız öyledir.
Ancak, evlenip evlenmemeye karar vermek tamamen adaylarımızın ve
onların ailelerinin bilecekleri bir husustur. Bir sene boyunca kendisi
15 kadar aday gösterilen bir damat adayımız evlenememiş, ikinci seneye
sarkmıştır. Bazen de ilk müracaatta uygunluk gösteren adayımız olmakta
ve hemen nikahını kıyarak düğününü yapmaktadır.
İşin en önemli tarafı, büromuza
müracaat eden adaylarımız evlenmek maksadıyla müracaat ettiklerinden
evlendirme yolunun yarısı geçilmiş olmaktadır. Kalan yarısı da
adayların birbirlerini beğenmesidir.“Damadımı arıyorum” başlıklı
yazım böyle bir gelin adayımız ile uygun damat arayan bir babayı
anlatmaktadır.
MERHABA: Büro kanalıyla evlendirmenin halkımızca benimsenmemiş
olduğunu söylediniz. Bunun sebebi sizce ne olabilir?
LALELİ: Evlilik, bilhassa kız
çocuğu olan aileler için mümkün mertebe gizli tutulması gereken bir
husustur. Eğer düğünden evvel evlenmenin yapılamayacağı görülür de kız
tarafı ayrılırsa, evlatlarının adının “sözlüden veya nişanlıdan
ayrılmış olduğunun duyulmasını istemezler.” Çünkü kızlarına
gelebilecek bir başka talibin bu konulardan dolayı gelmemesi durumu
vardır diye düşünürler. Bu isteklerinde de haklıdırlar. Büromuz ise
sır saklama konusunda gerekirse aileler ve yakınlarından bile gizli
tutmaktadır. Büromuza müracaat eden adaylardan başka kimseye bilgi
verilmemekte, adayların form üzerinden birbirlerini inceleyip bir
tarafın uygun görmemesi halinde bile karşı adayın adres ve telefonu
gitmediğinden olayın sır yönü her türlü çalışmalardan daha
mükemmeldir.
Örf ve adetlere
bağlılığın evlenme konularında daha çok ortaya çıkmasıdır. Halkımız
genellikle evlendirme bürolarını gayri ciddi ve dürüst olmayan yerler
olarak bilmektedirler. Çok afedersiniz, bürolara kadın pazarlanan
yerler nazarıyla bakılmaktadır. Kesinle yanlış bir hükümdür. Başka
evlendirme büroları bizi ilgilendirmez ama bizim büromuza başvuran
kızlarımızı, kendi öz kızlarımdan farklı görmüyoruz. Ve yapılan
çalışmanın adı uygun eş bulmadır,
kesinlikle pazarlama değildir. Nitekim, evlenme kararını adaylarımız
kendileri vermektedirler.