EVLENDİRMEK ÇÖP ÇATANLIK MIDIR?

      Nevzat LALELİ

_____________________________________________________________________

     Yüz-yüz elli yıldır devam eden batılılaşma cereyanları karşısında, toplumumuzda mevcut dinî, millî, ahlakî, tarihî birçok değerlerimiz maalesef eridi ve yok oldu. Bu cereyanın üfleyici ve körükleyicileri de böyle olmasını istiyorlardı zaten.

     Batılılaşma hareketlerinde, batının sahip olduğu ve bilhassa bizim erişmek mecburiyetinde olduğumuz ilmi, sanayisi, teknolojisi ve refah düzeyi ile insan hakları ve demokrasi geleneği alınmadı. Nerede süfli (kötü) ve aşağılık değerleri varsa bunlar ilericilik ve devrimcilik adına milletimize getirildi ve bu yabancı aşının tutabilmesi için çeşitli dayatmalar yapıldı, hala da yapılmaya devam edilmektedir.

      Milli değerlerimizi yok eden bu menfi cereyanlara karşı göğüslerini siper ederek kendi değerlerimizi korumaya çalışanlara ise verilen isim “gerici” veya “tutucu” oldu.

      Hiç kimse düşünmedi ki, nedir ilericilik? Nedir gericilik? Böyle tasnif (sınıflandırma) olmaz. Bir şey iyi ise alınmalı, kötü ise terk edilmelidir. Uydurma senaryolar, komplolar, kontrgerilla oyunları, “ben yaptım oldu” mantığıyla aziz milletimize zehir, ilaç olarak verilmeye çalışıldı.

      Evlilik ve nikah da millet olarak üzerinde hassasiyetle durduğumuz değerlerimiz arasında idi. Gençlerimiz için hayırlı eşler aranır, onun ahlaklı olmasına çok edilirdi. Böylece kurulan yuvalar bir ömür devam eder, sağlam temeller üzerine kurulan aileler neticede sağlam bir toplum yapısı oluştururdu.

      Ne yazık ki şimdilerde bu tür güzel hasletler aranmamakta, evlenecek gençlerde, güzellik/yakışıklılık, zenginlik, yüksek öğrenim, bol kazançlı meslek, çapkınlık, daireler, arabalar vs. vs. gibi özellikler aranmaktadır.

      Ve netice, “Bir talak (boşanma) olursa arş titrer…” Toplumumuz, boşanma oranları gittikçe yükselen bir toplum haline geldi. Elbette, temeli sağlam kurulmayan bir yuva en küçük sarsıntıda yıkılırdı ve yıkılmaktadır.

      Toplumumuzda, “Bekarlarınızı evlendirin…” hükmü geçerli iken, bu çabaları gösterenler “Dünürbaşı” ilan edilerek büyük hürmet görürken, iki tarafın (damat ve gelin adayı tarafları) birbirine hediyeler verirken “dürü” (hediye) den Dünürbaşına da hediyeler verilirdi.

      Batılılaşma cereyanından Dünürbaşı da nasibini aldı ve görevi değiştirildi. Artık Dünürbaşına çöpçatan denmeye, yaptığı çalışmalar ise hafife alınmaya ve alay konusu olmaya başlandı. Tabi bu işler alay konusu olmaya başlandı. Tabi bu işler alay konusu olmaya başlayınca da, bu işleri yapmaya talip insanlar azaldı.

      Her bir fikrin bir hareket, her hareketin de iyi veya kötü bir sonucu olacağından yalan yanlış fikirlerin toplum içerisinde yer etmesinden gençlerimiz ve bilhassa kızlarımız yaşları ilerlediği halde evlenerek yuva kuramaz oldular. Gençler evlenemeyince ve tanıtım organlarından “Açıklık, çıplaklık, ahlaksızlık en büyük meziyettir” şeklinde yayınlar yapılınca, ırza tecavüzün, zinanın önüne geçmek mümkün değildir artık.

      Bu işlerin aslını teorik olarak bilmekle birlikte, iki seneden beri kurarak çalıştırdığımız YUVAMIZ EVLENDİRME BÜROSU kanalıyla daha yakından tanıma imkanı bulduk.

      Evlendirme çalışmalarına ilk başladığım günlerde, daha önce birlikte çalıştığımız yakın mesai arkadaşlarım, tanıdıklarım, akrabalarım; “Aman sen ne yapıyorsun? Sana çöpçatan derler! Bu yaptığın iş sana yakışmaz! Sen kendini küçültüyorsun! Bize de ikinci bir hanım bulur musun?” gibi bir çok alaylı kelimelerle bana yüklendiler. Milli değerleri savunan bazı gazetelere parasını da ödeyerek reklam vermek istedim, neşretmediler. “Bize sonra ne derler?” diyerek kaçındılar.

      Ben yaptığım işin hem doğru ve hem de yasalara uygun olduğunu bildiğim için yapılan hücumlara aldırmadan çalışmalarıma devam ettim. Şimdi aradan tam iki yıl geçti. Çalışmalarımız semeresini vermeye başladı. Bu çalışmalar sonunda yuvasını kuranlar, bizi hayır duasıyla anmakta, birçok kardeşimiz ise yuvasını kurmak için sırada beklemektedir. Yazımın burasında hemen belirtmeliyim ki, büromuza müracaat edenlerin çoğunluğunu “Gelin adayları”mız oluşturmaktadır. Yurt dışında çalışan kardeşlerimiz de müracaat etmeye başlamışlardır.

Büro çalışmalarımız devam ederken bir hanım kardeşimiz bizi telefonla arayarak; “Nevzat Bey, sizi tebrik ediyorum. Bu devirde kimsenin cesaret ederek üstlenmediği bir çalışmayı yapıyorsunuz. Hem biliyor musunuz ki, Kur’an-ı Kerim’de; “Evlenin…” diye bir âyet olmadığı halde “Evlendirin…” diye bir âyet bulunmaktadır” demiştir.

      Milletimizin bütün insanlığa örnek güzel hasletleri ve değerleri bulunmaktadır. Bunların tanıtılması, biraz da bu değerlerin sosyal hayatta yaşanması ile mümkündür. Kötülüklere, karanlığa kızacağımıza bir mum yakmak daha güzel değil midir?

     

_______________________________________________________________________________

 

EbRuLi Web Tasarım - Programlama // 2003

n>