|
Yeni evlenen çiftlerin ilk aylarına eskiler "cicim ayları" yeniler "Balayı" demektedirler. Bu aylar, her iki çiftin de çevreye, olaylara ve birbirlerine pembe gözlüklerle baktıkları bir devredir. Bu dönemde eşlerden herbiri diğerini kusursuz, eksiksiz ve erişilemez insanlar olarak görmektedirler.
Balayı devresi geçtikten sonra eşler birbirlerini daha yakından tanıma imkanı bulabilmekte, her insanda doğal olarak bulunan bir takım kusur ve hataları tespit etmeye başlamaktadırlar. Zevklerin farklı olduğu, renklerin farklı olduğu, hissi davranışlarda farklılıklar bulunduğu görülmektedir. Adetler ve göreneklerdeki farklılıklar ile kültür, sanat, estetik anlayışındaki farklılıklar tespit edilmeye başlanmaktadır. Ve görülmektedir ki, bu farklılıklarla iki insan bir arada bir ömür birlikte olacaklardır. Eğer eşler, birbirlerinde gördükleri bu farklılıklarla beraber yuvalarının devamlılığını sağlamak istiyorlarsa, birbirlerine karşı anlayışlı, affedici ve bazı hata ve kusurları görmemezlikten gelmeye mecburdurlar. Birbirlerinde gördükleri küçük hata ve kusurları birbirlerine karşı kullanan ve hele iki tarafın anne veya babalarına duyurulan problemler, sonun. da büyük bir arzu ile kurdukları yuvalarının yıkıldığını, eşlerin ayrıldığını, varsa çocukların perişan olduklarını göreceklerdir.
Eşlerdeki duygusal ve yapısal değişikliklerin yuvanın ahengini sağlayan hususlar olarak kabul edilmesi ve "iyi ki değişik duygu ve düşüncelere sahip bulunuyoruz, yoksa hayat çok monoton ve çekilmez olurdu" diye düşünülmesi uygun olacaktır. Eskiler, yemeğin tuzsuz ve bibersiz olduğunda tatsız bir yiyecek olacağını bildikleri için, aile içerisindeki ufak tefek geçimsizliklere, "Evliliğin tuzu, biberidir' demişlerdir.
Okuyucularıma, yukarıda anlatmaya çalıştığım hususların aynı yastığa baş koyan, aynı ortamı ,paylaşan yeni evli çiftlerin bile birbirlerini yeterince tanıyabilmeleri için hiç olmazsa 7-8 ay gibi bir zamana ihtiyacı olduğu gerçeğidir.
Yeni evlilerde bile belli bir sürenin geçmesi gerekirken henüz evli olmaya;n fakat birbirlerini tanıyabilmek için flört metodunu seçen genç kız ve oğlanın fazla uzun olmayan bu flört zamanı içerisinde birbirlerini tanımaları mümkün olabilecek midir? Bu süre içerisinde kendisini beğendirmeye çalışan kız ile kendini kabul ettirmeye çalışan erkeğin kılık ve kıyafetlerine, hareketlerine, konuşmalarına ve benzer hususlara çok özen gösterdikleri bir gerçekken her iki taraf da birbirlerini normal şartlardaki gibi nasıl tanıyabileceklerdir? Hele hele flört eden eşlerden birinin veya her ikisini samimi olup olmadığına nasıl karar verebileceklerdir? Gençler kullandıkları bu flört metoduyla birbirlerini yakından tanımaları mümkün müdür?
Birbirlerini yakından tanıdıkları kabul ederek evlenen gençlerden büyük bir kısmı birkaç yıl sonra boşanmaya gitmektedir? Niçin, (DİE) Devlet istatistik Enstitüsünün yıllık boşanma istatistiklerinde boşananların sayısı ve oranı durmadan artmaktadır? Niçin TV kanalları programlar hazırlayarak, evlendirme büroları çalışma kapsamlarını genişleterek birbirlerinden ayrı yaşayan eşleri birleştirmeye çalışmaktadırlar?
Bu sorulara daha vahim (kötü) soruları da ekleyebiliriz. Niçin, evleneceğiz vaadiyle aldatılarak kötü yollara ve fuhşa sürüklenen kadınların sayısı azalacağına artıyor? Niçin, emniyet müdürlükleri fuhşa sürüklenen kadınlara vesika vermeye yetişemiyor? Niçin, kötü yollardaki kadınların ağızlarından; "Erkek milletine güvenilmez(!)" vecizeleri eksilmiyor? Niçin, niçin, niçin?
Bir tek kızımızın bile hayallerin yıkılmasını, kötü yollara düşmesini istemeyecek kadar yüksek manevi duygulara sahip milletimiz bu türlü niçinlerle niçin karşı karşıya bırakılıyor?
Gençlerin, evlilik gibi hayatlarının en önemli dönüm noktasında karar verirken hislerin öne çıkmasını sağlayan "flört metodu" yerine önce aklın, daha sonra hislerin devreye girdiği metodun daha sağlıklı olduğu karşımıza çıkmaktadır. Bu metoda ülkemizde "Görücü metodu" denmektedir.
Hiç bir batı ülkesinde bulunmayan ve bulunması da mümkün olmaya milletimizin bağrından çıkım denene denene sağlamlığı tescil olmuş bu metoda ait çalışmaları, psikolojik ve sosyolojik durumlarını bir sonraki yazıma bırakıyorum.
Ancak şu kadarını da söylemeden geçemeyeceğim. Görücü metodu bilhassa gençler arasında yan tanıtılmış ve yanlış anlaşılmaktadır. Görücü usulü ile evlenenlerin (kız ve oğlanın) birbirlerini hiç görmeden evlendikleri veya birbirlerini ancak "zifaf gecesi" görebildikleri diye yanlış anlaşılmaktadır. Bu anlayış kesinlikle doğru değildir. Birbirlerini görmeden, kızın ve oğlanın rızası olmadan kıyılan nikah" batıldır ve geçE sizdir. Bu metotda hisler yerine aklı öne çıkartılmış ama gençlerin birbirlerini görmelerine, tanımalarına imkan tanınmıştır.
|