|
Flört metodunu kullanarak evlenmek isteyen erkek ve kızın iyi niyetli olduklarını ve evlenme maksadıyla hareket ettiklerini esas alarak yazıma devam ediyorum. Taraflardan birisinin kötü niyetli olması halinde durum ne şekilde cereyan edebilir? diyerek bazı açıklama paragrafları bulundurmaktayım, Ancak, bu yazıma serlevha yapılması gereken bir ifadeyi de vurgulamadan geçemeyeceğim, "Flört metoduyla evlenmeyi iyi niyetli insanlar da kötü niyetli insanlar da kullanmaktadırlar."
Henüz hayatının baharında, beğenilmek arzusu içerisindeki bir genç kızımızın karşılaşacağı erkeğin iyi niyetli mi, yoksa kötü niyetli bir insan olduğunu tespit etmesi mümkün değildir. Erkeğin niyeti baştan tespit edilmiş olabilseydi, beğendiği erkek tarafından aldatılan, yuva kurma hayalleri yıkılarak kötü yollara düşürülen kadınlar olur muydu? Ve bu kadınlar, artık iş işten geçtikten sonra- "Erkek milletine inanılmaz" diye bir vecizeyi söylerler miydi?
Kendini erkeğe beğendirebilmiş bir kızla, kendini kıza kabul ettirmiş bir erkeğin tanışarak arkadaşlık kurmaları, döneminden sonra birbirlerini tanımaya çalışma yani flört dönemi gelmektedir.
Birbirlerini daha yakından tanıma arzusu taşıyan gençler, bu safhada romantik ortamlar, loş ışıklı mekanlar, deniz kenarları, bol ve sık ağaçlı ormanlar, çiçekli ve sessiz bahçeler de kimselerin kendilerini göremeyeceği yerler aramaktadırlar. Bu gibi yerlerde arkadaşlığın dozajı artırılmakta, sevgi ve aşk gibi yüksek duyguların yanı sıra ertelenmesi ve bastırılması çok zor olan şehvet duyguları da devreye girmektedir.
Bu noktanın (flört döneminin) başında erkeğin kızı beğenmemesi ve onunla olan ilişkilerini kesmesi, kız üzerinde beğenilmemekten kaynaklanan menfi bir psikolojik durum oluşturmaktadır. Kızın hayalleri yıkılmakta, bundan böyle bir başka erkekle yuva kurabilme ihtimalini bile yitirmektedir. İçine kapanmakta, hayata ve çevresindekilere küsmektedir. Erkeğin kız tarafından beğenilmemesi veya kabul edilmemesi erkek üzerinde herhangi bir olumsuzluk oluşturmamakta, karşılaşacağı bir başka kızla hayatını devam ettirebilmenin girişimlerini yapmaktadır.
Kız ile erkeğin arkadaşlıklarının ilerlemesi, kendilerini kimselerin görmeyeceği yerler aramaları kız ve erkek açısından aynı ve ayrı sebepler taşımaktadır.
Tarafların aynı sebepten romantik yerler aramaları kurulmuş bulunan bu arkadaşlıktan hem ruhen ve hem de bedenen olduğunca istifade edebilmeleri, hayallerinde, hareket ve davranışlarında daha serbest olabilmeleri içindir.
Erkeğin yalnız kalmaktaki arzu ettiği sebep, arkadaşlığın en ileri boyutlara çıkartılması hatta, nikah denilen formalitelerin (!) ortadan kaldırılarak formalitesiz yakınlaşmalara imkan bulabilmesidir. Kız tarafının yalnızlık arzu etmesindeki sebepse ailesinin ve çevresinin bu yakın arkadaşlık ilişkilerini fark etmemeleridir. Öyle ya, arkadaşlık kurduğu bir erkekle anlaşamayan ve ayrılan kızın yabancı bir erkekle gezip tozduğu dedikodusu toplumda.çıkarsa, daha sonra koca bulmakta sıkıntı çekeceğinin kızca da bilinmesidir.
Okuyucularım dikkat etmişlerse, yukarıda anlatmaya çalıştığım hususlar bizim milletimizin değerleriyle dolu insanların yaşadığı yerlerdir. Kızların flört etmelerinin normal karşılandığı toplumlarda anlatmaya çalıştığımız durum ortaya çıkmamaktadır.
Burada aklımıza bir soru gelmektedir. Bizim toplumumuzun kızın beden en ve ruhen kız olmasını istemesi mi daha iyidir yoksa Avrupa ülkelerindeki flört metoduna sıcak bakan ülkelerin durumları mı? Tabii bu sorunun cevabı yazı serimiz ilerledikçe ve sırası geldikçe bulunacaktır. Bir parantez açmak gerekirse, sağlam toplumlan sağlam aileler, sağlam aileleri eşleri birbirini seven ve güvenen aileler oluşturur. Erkeğin karısını, kadının erkeğini aldattığı toplumlarda sağlam aile yapısına rastlamak zordur ve toplum yapısında yaş ortalamaları 30 yaşın üzerinde bulunmaktadır. Erkek-kadın ilişkilerinin serbestçe yapılabildiği toplumlarda doğum oranları düşmekte, ülke genelini yaşlı insanlar teşkil etmektedir. Ülkemiz gibi genç nesile sahip olmak, her açıdan memnun olunacak bir husustur. Tersi olursa zamanla toplum yok oluşa doğru gidiyor demektir.
Evlerimizde, okullarımızda kendilerine milli ve manevi değerler veremediğimiz gençlerimize bu gerçekleri anlatabilmenin çok güç olduğunu da vurgulamak istiyorum.
|